Başarı hakkında pek bilinmeyen gerçekler Jardon Peterson ağzından motivasyon konuşmasını Türkçe’ye çevirerek aldım arkadaşlar mutlaka okumalısınız bu makaleyi. Pareto ilkesi : Sonuçların %80’inin, nedenlerin %20’sinden kaynaklandığı durumu anlatır. Preto dağılımı, yaratıcı ürünlerdeki kişisel değişkenlerin her birinin nitelendirilmesidir. İlginç bir kuraldır. Pareto kuralına göre fenomen olan dağılım şehirlerin boyutlarına göre değişebiliyor. Az sayıda şehir çok fazla insan barındırıyor.
Ormandaki bitkilerin boyları, yıldızların kütleleri, az sayıda yıldız galaksinin kütlesinin çoğunluğunu oluşturur. Eğer herhangi bir spor ile uğraşıyorsanız, atılan gol sayısı da Pareto kuralına göre dağılmıştır. Kazanılan şampiyonluk sayısı.Paranın dağılımı, endüstriyel anlamda üretkenliğin dağılımı da Pareto’ya göre dağılmıştır. Bu dağılımın neden böyle olduğu oldukça açık ama bence başarı şöyle çalışıyor.
Bakın, elimle gösterdiğim şu alan başarısızlığı temsil ediyor, yukarı doğru olan bu kısımda başarıyı. Bu aslında doğrusal değil mi? Düz olarak yukarı çıkmak gibi. Ama öyle görünmüyor bu şekilde görünüyor.
Önce sıfır, yine sıfır, yine sıfır ve ivmelenme başlıyor. Sıfırı geçmek zordur ama geçtikten sonra çok hızlı ivmelenirsin. Başarısızlık tam tersi şekildedir. Biraz başarısız olursun, biraz daha, biraz daha sonra çok büyük başarısızlık yaşarsın.
Bence bunun nedeni, geri dönüş döngüsünün gelişmesidir. Eğer bir şeyde başarılıysan, daha fazla insan ve fırsat karşına çıkacaktır.
Senin için fırsat kapısını daha fazla insan açacaktır ve daha fazla fırsat kendini gösterecektir. Bir kere iyi bir şey olmaya başladı mı, her bir iyi şey yaratıcılıkta, verimlilikte veya para birikiminde başka iyi bir şeyin olma ihtimalini artıracaktır.
Negatif tarafta da aynı şey gerçekleşir. Ne zaman negatif bir şey olduğunda, diğer negatif şeyin olma ihtimalini artırır. Ve Pareto dağılımı ile ilişkili bu ilginç fenomen ile karşılaşırsın.
Ve bu Price’ın kanunudur. Bu kanun ismini 1960’larda bilimsel üretkenliği araştıran “Derek de Solla Price” diye birinden almıştır. Onun bize gösterdiği, belirli bir bilim dalında, bilim adamlarının hızla küçülen oranı çıktının yarısını oluşturur.
Burada olan şey, verilen üretim görevini gerçekten iyi yapmak,
bu yaratıcı üretimdeki para kazanmayı da kapsar, birçok şey aynı anda yolunda gitmelidir.
Gerçekten çok çok akıllı, şanslı, sağlıklı, enerjik, özenli olmalısın. Doğru zamanda doğru yerde olmalısın. Ayrıca doğru sosyal ağa sahip olmalısın. Yani birçok şey.
Her birisi ufak olasılıkları sahip ama bu küçük olasılıkları çarparsan, olağan dışı ufacık bir olasılık elde edersin.
Üretkenlik dağılımının sonuna gelmeden önce bu şeylerin tamamının çalışıyor olması lazım. Ama oraya gelirsen neredeyse her şeyi üretirsin. Yani çok az sayıdaki insan neredeyse her şeyi üretir. Price’ın kanunu budur. Tekniken daha önce bahsettiğim karesini alma kanunudur.
Üretim alanındaki kişi sayısının karekökü çıktının yarısını oluşturmaktadır. Eğer 10 personeliniz varsa, 3 kişi çıktının yarısını üretiyor. Eğer 100 ise 10 kişi, 10000 kişi ise 100 kişi üretilen çıktının yarısını üretiyor.
Bu aynı zamanda performansın çok fazla sayıda değişkeninin olması, performansın önemli bir seviyede artması öngörüsü, yeteneğinin değişmesi anlamına gelmiyor.
Çünkü üretkenlikte çok fazla farklılık vardır. Bu aynı zamanda işin karmaşıklığının da bir parçası olur.
Eğer iş basitse, yani 10 tane kuralı varsa. Yani bakım işi gibiyse. Öğrenene kadar biraz zaman geçer fakat bir kez öğrendin mi her zaman aynı şeyi yaparsın.
Bu tür işlerde çok fazla performans değişkenlikleri yoktur. Çoğu sorumlu olmayan ve bir seviyede kaygı barındırır. Çünkü kaygı seviyesi yüksek olan insanların, işi kaçırma ihtimalleri daha fazladır.
Ama genel bilişsel yeteneğe, örneğin iyi bir öngörüşe sahip değillerdir. Görevleri ne kadar hızlı öğrendiğini öngörebilir ama ne kadar iyi yaptığını ön göremez.
Eğer yaptığın iş sürekli değişiyorsa, sorumlulukların sürekli değişiyorsa veya sürekli yeni problemleri çözdüğün yaratıcı bir iş sahibiysen bunlar bir anlamda aynı şeylerdir.
IQ ve yanında işin karmaşıklığı da artmaktadır. Fayda sağlayan tahmini IQ değeri artacaktır. Bu zeki insanların karmaşık durumları daha hızlı ele aldığı anlamına gelir.
Bu radikal bir çıkarım olmaz. Birinci dünya savaşı sonrasında, Sovyet devrimi gerçekleştiğinde, 1910’ların sonlarında köylü sınıfı çeşitli üretkenlikte var olan çiftlikler kurdu.
Bazı köylü çiftçiler işlerinde çok çok iyiydiler ve Rusya ve Ukrayna’nın yemeğinin büyük bir kısmını ürettiler. Herhangi bir alana hangi yaratıcı üretkenlik ile bakarsanız bakın, altındaki en temel ölçüm insan üretkenliğidir.
Çok küçük sayıda insan neredeyse bütün çıktıyı üretiyor.Çok korkunç bir istatistik. Nedenini bilmiyorum ama bunu psikolojide öğrenemezsiniz. Siz normal dağılımı görürsünüz Pareto dağılımını değil ama Pareto dağılımları çok sık görülür.
Örneğin, paranın dağılımı, toplumun %1’i çok büyük miktarda paraya sahiptir. Ve o %1’in 10’da biri de neredeyse tamamına sahiptir. O yüzden tahminimce en zengin 100 kişi en fakir 2.5 milyar kişi kadar paraya sahiptir.
Bunun çok kötü bir şey olduğunu düşünüyorsun, belki de öyle ama bu kanunun bütün alanlarda geçerlidir. Yaratıcı üretim dağılımlarına hükmettiğini anlamına gelmez.
Doğal bir kanun gibi. Bunun hakkında daha sonra konuşuruz ama monopoly oynarken neler olduğunu hatırla. Hepimiz monopoly oynadık.
Monopoly oynadığında oyunun sonunda bir kişi bütün paraya sahip olur. Başka bir oyun daha oynayın, yine aynı sonuç.
Aslında bu rastgele yapılan çoklu değiş tokuşun kaçınılmaz sonucudur. Eğer 1000 kişiyi alıp bir değiş tokuş oyunu oynarsan ve her birini 100$ veya 10$ verirsen ve başka biriyle yazı tura atarak değişmelerini istersen.
Örneğin yazı turayı ben kazanırsam bana 1$ vereceksin, kaybedersem ben sana 1$ vereceğim. Eğer bu oyunu yeterli miktarda oynarsak bir oyuncu bütün paralara sahip olup diğerlerinin hiç parası olmayacaktır.
Yaratıcı üretim sistemlerinin kendiliğinden var olan bir özelliğidir. Kimse bununla ne yapacağını bilmez çünkü yukarıdaki küçücük bir orandaki insanların parayı alıp, popülasyonun çok büyük kısmının sıfır miktar ile karşılaşma tehlikesi vardır.
Fakat bunun için sistemin ezici doğasını suçlamak problemin karmaşıklığını ciddi seviyede hafife almaktır. Aslında o her şeyi kontrol eden az sayıda insan haricinde kimse kaynaklarını verimli bir şekilde nasıl kullanacağını bilmiyor.
Ve bu büyük bir problem.
Neyse bunu size söyleme nedenim köylülerin yerlerini alıp çiftçi olmaya başladıktan sonra onların çok az miktarda olan kısmı fazlasıyla başarılı olmuştur.
Ve o insanlar Rusya ve Ukrayna için yiyeceğin tamamını üretmiştir. Sonrasında 1920lerde Lenin gelip, tuğla evleri, çalıştıracak kişileri, arazileri ve bir miktar stokları bulunan çok üretken insanlar olan çiftçilerin, çiftlikleri ortak mal haline getirdi.
Onları sosyal olarak dost olmayan insanlar olarak tanıttı ve çiftlikleri ortak mal haline getirilmesi için şehir merkezlerine çeşitli sayıda entelektüeller gönderdiler.
Buradaki fikir, sen arazini işlerken herkes ortak bir şekilde hasat edebilecekti. Ve o az sayıda üretken olan insanlardan yerleri alındı.
Bunun nasıl olduğunu tahmin edebilirsiniz. 1920’lerde 1. Dünya Savaşından sonra, Rusya oldukça kötü bir durumdaydı. Köyler şiddet görmüş, PTSD’si bulunan birçok insan ile doluydu ve bu kişilerin psikolojisi iyi değildi.
Ve bu durumda entelektüeller şehre gelip o hep kıskandığın karşı sokaktaki başarılı çiftçiler var ya aslında onlar senden çalan domuz ve şeytanlar dedi. Durum böyleyken neden bir çete oluşturup onların her şeyini almıyorsun dedi.
Ve olanda tam olarak buydu. O insanlar öldürüldü, tecavüz edildi veya kışın ortasında yaşayacak veya yiyecek bir şeylerinin olmadığı Sibirya’ya gönderildi. Kısaca hepsi öldü.
Bunun birkaç yıl sonraki sonucu Ukrayna’da 6 milyon kişi açlıktan öldü. Bu simülasyonu sizin için oynatacağım.
Bu Pareto dağılımının nerden ortaya çıktığını size gösterecek.
Bunu dikkatle izleyin çünkü hızlı bir animasyon. Şimdi burada olan şey şu, herkesin 10$’ı var. Oyunu oynayan 1000 kişi var ve herkesin 10$’ı var. Benim 1$’ım var senin 1$’ın var yazı tura atıyoruz bilirsem sen bana 1$ veriyorsun, bilemezsem ben sana.
Bu şekilde etrafta gezip herkes ile değiş tokuş yapıyoruz.
İnsanlar değiş tokuş yapmaya başlayınca ilk olan şey şu, normal dağılım kendini gösteriyor çünkü bazı insanlar kazanıyor bazıları kaybediyor. Bu az önce size gösterdiğim altın tahta gibi.
Oynamaya devam ettikçe elinde parası kalmayan insanlar olmaya başladı çünkü onlar üst üste 10 defa kaybetti. Alttaki grafik dağılımın entropisi ki o da oyun devam ettikçe artacak.
Çünkü başlangıçta azami ölçüde düzenli herkesin aynı miktarda parası var. Şimdi dağılıyor. Süpürgenin içine çektiği hava dağılımına etki eden denklemler ile aynı.
Şimdi ne oluyor. Şimdi birisi 50$ seviyesinde, oynadıkça bu limit 60$, 70$, 80$’a çıkacak. Eğer oynamaya devam edersen bir kişi bütün paraya sahip olacaktır.
Bu her şeyi olana daha çok şey verilecektir, hiçbir şeyi olmayandan da her şeyi alınacaktır. Bu ekonomik üretimin kanunudur. Bu Matthew prensibidir. Bu aslında Yeni ahitteki bir söyleyişten türetilmiş olan ekonomi prensibidir.
Okuduğunuz için teşekkür ederim. Paylaşmayı ve bizi takip etmeyi unutmayın kendinize yatırım yapmak istiyorsan tabi.
Yorumlar (1)