1. Ana Sayfa
  2. Yaşam

Hayatın Anlamı Nedir? 4 Tavsiye

Hayatın Anlamı Nedir? 4 Tavsiye
+ - 0

Mutlulukla ilgili tavsiyeleri bulma konusunda zorluk çekmek mümkün değil. Kişisel gelişim, psikoloji ve motivasyon konulu sayısız kaynakta nasıl mutlu olacağımıza dair tavsiyeler mevcut. Konumuz anlam olunca bununla ilgili öneri alamıyoruz. Hayatın anlamı herkesin merak ettiği bir konu olmakla beraber çoğu kimse buna net bir cevap vermeye çalışmaz. Bu makale de hayatın anlamını çözmek üzere dört tavsiye vereceğim ve hayatı nelerin anlamını kılıcından bahsedeceğim.

Mutluluk ve Anlam

Öncelikle işe mutluluk ve anlam arasındaki farkı tanımlamakta başlayalım. İntihar eğilimli insanların mutsuzluk yüzünden bu şekilde oldukları düşünülse de bu doğru bir yaklaşım değil.

Onları bu şekilde hissettiren şey amaçsızlık duygusudur. Araştırmalara göre mutluluk ve anlamlılık birbirinden apayrı iki kavramdır. Mutluluk daha çok almakla ilişkili iken, anlam vermekte ilişkilidir.

Buna en güçlü örnek olarak anne baba olmak verilebilir.

Çocuk yetiştirmek oldukça meşakkatli ve masraflı bir iştir.

Kimse kirli bez değiştirmekten ve uykusuz geçen gecelerden zevk alamaz. Ama çocuk yetiştirmek kişinin hayatında anlam bulmasına yardımcı olur.

Ama bu anlamlı bir hayat için mutsuz olmanız gerektiğini ima etmez. Sadece mutluluğa odaklı yaşamak bir kilo baklavayı tek oturuşta yemek gibidir. Yerken müthiş hissetseniz bile, sonrasında vereceği şişkinlik, pişmanlık ve diş ağrısına katlanmanız gerekir. Anlamlı bir hayat da kişiyi iyi hissettirir. Ama sonuçlar uzun vadede alınır

Yapılan bir araştırmada bir gruptan hayatlarını anlamlı kılacak aktivitelerde bulunmaları istenmiş. İnsanlara yardım etmişler sıkı çalışmışlar ve arkadaşlarına yardım etmişler. Diğer bir gruptansa onları sadece mutlu edecek şeyler yapmaları istenmiş.

Miskinlik yapmışlar, oyunlarla vakit geçirmişler ve bol bol tatlı yemişler. Çalışmanın sonucunda doğal olarak,

ilk grup hayatlarını daha anlamlı hissetmiş ve ikinci grup kendilerini daha mutlu hissetmiş. Fakat aradan üç ay geçtikten sonra, ilk grubun mutluluğunun ikincisine oranla daha uzun soluklu olduğu tespit edilmiş. Kendi ifadeleriyle iç dünyalarının zenginleştiğini, daha ilhamlı olduklarını

ve kendilerinden büyük bir şeyin parçasıymış gibi hissettiklerini ifade etmişler. Yani uzun vadede anlam arayışı mutluluk arayışından üstün çıkmış. Peki bizler hayatımıza bu anlamı nasıl getirebiliriz? Bunlardan bahsedelim.

Aidiyet Duygusu

Bilim adamlarının intihar oranları üzerinde yaptığı araştırmalar, bunun mutlulukla bir ilgisi olmadığını doğrular nitelikte. Nüfus verilerine bakıldığında savaş yaşanan ülkelerde intihar oranı düşmektedir. Eğitimli olmaksa bu oranı arttırmaktadır.

Azınlık gruplarındaysa, eğitim yüksek olsa dahi intihar oranları düşüktür. Tüm bunlar ilk bakışta çelişkili görünse de işaret ettikleri nokta aidiyettir. Savaş insanları bir düşman karşısında bir araya getirir. Keza azınlıklar da güçlü topluluklar kurarak, bir arada yaşama eğilimi gösterirler.

Bu yüzden düzenli görüştüğünüz bir arkadaş grubunuz olması hayati önem taşır. Eğer böyle bir çevreniz yoksa bir kulübe üye olabilirsiniz. Gönlünüze göre bir grup bulamıyorsanız, bir ilgi alanıyla alakalı bir grubu kendiniz kurabilirsiniz. Yani bir şekilde aidiyet duygusu tatmin etmeniz gerekiyor. Bu konuda yeterince aydınlandık. Ama aidiyet tek başına anlam için yeterli bir cevap değildir.

Amaç Sahibi Olmak

Amaç deyince aklınıza dünyayı kurtarmak, kanseri tedavi etmek gibi şeyler gelmesin. Amaç, ne yaptığınızdan çok yaptığınız şeyi nasıl gördüğünüz ile alakalıdır. Nasa’ da çalışan bir temizlik görevlisinin başından geçen bir olayı okumuştum.

Dönemin başkanı kurumu ziyarete geldiğinde adama ne yaptığını sormuş. Adam da “Ay’a insan gönderilmesine yardımcı oluyorum.” diye cevap vermiş. İşte hedef budur. Çöpleri atıyorum demek yerine Ay’a insan gönderilmesine yardımcı oluyorum demesi iki açıdan çok önemli. Birincisi uzun vadeli bir hedef için çalıştığının farkında.

Günü kurtarıp maaşımı cebime koyuyorum mantıyla çalışmak sizi motive edemez. İkinci olarak da bu yaklaşım, dünyaya bir değer kattığını, fark yaratmak için çalıştığını vurguluyor. Yapılan araştırmalarda da, en anlamlı hissettiren mesleklerin

Cerrah, Eğitmen gibi insanlara yardım eden meslekler olduğu ortaya konulmuş.

Peki bu yaklaşım hayatınıza nasıl uygulayabilirsiniz? Hizmet etmek için büyük bir amaç nasıl bulunur? İnsanlara nasıl yardım edilebilir? Bunları sorgulamamız gerekiyor. Bir öğrenci iken çıkıp bir sunum yapmak veya bir konu hakkında kompozisyon yazmak bana işkence gibi gelirdi. Ama şimdi insanlara yardım etmek için

bunları seve seve hazırlıyor ve anlatıyorum. Yeter ki isteyin ve bir adım atın. Bir amaca doğru giden yolları küçümsemeyin.

Hikâye Anlatma Sanatı.

giphy.gif?cid=e2a3cbdeyhy72go0qj0mjntlqla0ql1y274jtgubzdf3ticf&rid=giphy

Beyniniz hikayeler için yaratılmıştır. Dünyayı ve olup bitenleri hikayeler aracılığıyla anlarız. Farkında olmasanız da herkesin hayatı kendine anlattığı bir hikayedir. İşte hikayeler bu yüzden önemlidir. İzlediğimiz ve okuduğumuz hikayede, kahramanımız acıdan kurtuluşa doğru bir yolculuğa çıkar.

Başta olumsuz olaylar yaşar. Ve ardından yaşadığı olumlu olaylar sonucunda çektiği acılar bir anlam kazanır. Ve karakter de dönüşüm geçirmiş olur. G.O.R.A.’ daki Arif’in hikayesini düşünelim. Başlangıçta turistlere fahiş fiyatlardan pazarlama yapmaya çalışan basit ve çıkarcı bir adamdı.

Uzaylılar tarafından kaçırıldı, mahkum edildi ve onlarca kez kaçmayı denemesine rağmen başarısız oldu. Sonra Gora gezegenini kurtarma fırsatı yakalayınca hiç düşünmeden yardıma koştu ve bu sırada aşık oldu. Bundan sonra akıl hocasını bularak amacı için savaştı ve bambaşka bir karakter olup iyilik için mücadele etti.

İşte size bir kurtuluş hikayesi Hayatlarında anlam eksikliği yaşayan insanlara baktığımızda ise hikayelerinin yokuş aşağı gittiğini görürüz. Trajik olaylardan gelişim ortaya çıkmaz, kötü olaylardan iyi doğmaz. Eğer sizin de öz hikayeniz bu şekilde ise bunu değiştirebilirsiniz. Hayatınızın baş rolü sizsiniz ve Gora’ nın yok olması da evinize dönebilmeniz de sizin elinizde.

Bu konuyla ilgilenen bilim insanlarına göre dört gün boyunca günde 20 dakikalığına kendi hikayenizi yazmak hayatınızı Keskin bir şekilde geliştiriyor. İnsanların anksiyete, hüzün ve kırgınlık gibi duygulardan kurtulmalarına olanak sağlıyor.

Problemleri hakkında yazan insanlar daha mutlu hissediyor,

daha rahat uyuyor ve daha başarılı oluyor.

Dünyayı değiştiremezsiniz de, kendi hikayenizi değiştirebileceğiniz aklınızdan çıkarmayın. Anlam arayışının en önemli maddesine geçelim şimdi.

Aşkınlık Hissi

Bazen sadece bir veya birkaç konuya odaklandığımızda hayat çok küçük gelir. Örneğin sadece kariyer odaklı ya da sevgilisine odaklı bir kişi için hayat bunlardan ibarettir. Ama gün gelir o camdan şato yıkılıverir. Kovulabilirsiniz. Sevgilinizden ayrılabilirsiniz. Her şeyinizi tek bir noktaya odaklanırsanız, kayıp yaşadığınızda bu dayanılmaz hissettirir.

Dışarıda sizi bekleyen sayısız fırsat ve koskoca bir dünya varken, amaçsız ve boş hissedersiniz. Hayatın ne kadar büyük, inanılmaz ve mucizelerle dolu olduğunu ara sıra kendimize hatırlatmamız gerekir. Dünyaya dışarıdan bakan astronotlar

geri döndüklerinde bunun eşsiz bir deneyim olduğunu, huşu içinde dünyaya baktıklarını anlatırlar. Bizim bunu yapmamıza tabii ki gerek yok.

Yapabileceğimiz şey ise doğaya çıkmak. Araştırmacılar, bir grup insandan, devasa ağaçlardan oluşan bir ormana bakmalarını istemişler. Diğer bir gruptan ise, gökdelenlerden oluşan bir şehre bakmaları istenmiş ve sonrasında bir teste tabi tutulmuşlar. Bunun sonucunda, ağaçlara bakan insanların daha yardımsever cevaplar verdiği ortaya çıkmış.

Bu insanların başkalarına kıyasla kendilerine verdikleri önem algısı azalmış ve daha bonkör olma eğilimi göstermişler. Kendilerini dünyanın merkezi gibi görmek yerine, başkalarıyla kurdukları bağlantılara önem vermişler. Bir uzay gemisine ihtiyacınız yok. Doğa yürüyüşleri yapmak size bu konuda yardımcı olacaktır.

Birçok konunun üzerinden geçtik. Bunları kısaca özetleyecek olursak: Hayatınıza anlam katıp uzun vadeli bir mutluluğa yelken açmak için bir gruba ait olun. İlişkilerde sadece almaya değil vermeye de bakın. Yaptığınız işlere bir amaç verin. Tıpkı o adam gibi çöplerle uğraşıyorum demek yerine amacınızı hatırlayın.

Hikayenizi baştan yaratın. Kendinizi özgürleştirecek adımlar atın. Hikayenizin baş kahramanı kendiniz olun. Aşkınlık hissini yakalayın, ara sıra hayatım büyüklüğünün farkına varın. Problemlerinizin aslında ne kadar küçük olduğunu kendinize hatırlatın.

Hayat bazen gerçekten zorlaşır. Böyle zamanlarda yaşadığınız mutsuzluğun, hayatınızın anlamını oluşturan yapı taşlarına dönüşmesini sağlayın. Hiçbir zaman yalnızlık çözüm değildir.

El ele verebileceğiniz insanlarla bir arada olun ve hayatınızda biçimlendirdiğiniz bir amaç olsun. Problemleriniz o anda size ne kadar büyük gelirse gelsin, onların aslında bazı şeyler karşısında önemsiz kaldığını unutmayın.

Yorum Yap