Sevgili dostlar değersizlik hissi en çok karşımıza çıkan konulardan bir tanesi. Nasıl değerli hissederim? Nasıl değer verirler yada gösterirler gibi. Bazen ilişki içerisinde, bazen sosyal çevrede, bazen bir iş yerinde en önemlisi de bazen kendi kendimize özellikle kendi kendimize. Özellikle kendi kendimize yarattığımız bu boşluk sırtımızda büyük oluşturuyor adeta durduk yere yapılan kurgular anlamsız kıyaslar devamlı iyi değil de kötü özellikleri kafaya takmalar dipsiz bir kuyuya yolluyor insanı.
İlişkide küçücük bir şeyle karşılaşıyoruz ve bu değersizlik hissiyatı daha yoğun yaşıyoruz. Bazen ilişkide yaşıyoruz gözümüzü bir kapıyoruz gerçekten de değersiz olduğunuzu düşünmeye başlıyoruz bir birini doğuruyor bu olumsuz düşünceler. İşte o yüzden bugün bu değersizlik isimden nasıl kurtulursun? Nasıl değerli hissedersin?
İlişkinde, işyerinde, arkadaş çevrende değer görmek için neler yapmalısın onlardan bahsedeceğiz. Sosyal çevreyi ilişki niye karıştırdım çünkü sen kendini değerli hissedeceksin ki insanlarda sana değer versin bu işin sırrı bu hadi başlayalım hemen.
İçindekiler
Nasıl Değer Verirler?
Kendini Eleştirme – Eleştirtme
Eleştiri kadar insanı düşüren keyifsizleştiren ve kendinden şüphe etmesine sebep olan başka bir durum yoktur dostlar. O yüzden bu durumu göz önünde tutmalısınız ve önceliği şuna vermelisin kendine uğraşmaktan vazgeçmeli ve kendini eleştirmemelisin ya bunu nasıl yaparsın nasıl bunu akıl edemezsin.
Kafasını duvara vuranı gördüm ya başkası yaptığında ya da söylediğinde oturup hüngür hüngür ağlayacağımız sözleri bir çırpıda kendimize söylerken buluruz. İlk adımımız bu olmalı kendimizi eleştirmekten vazgeçmeliyiz.
Peki halının altına sürmelimi hayır tabii ki. Bir eksik gedik varsa üstüne eğil onu geliştir ona zaman ayır ya da dersini çıkar hepsi kabul ama oturup eleştirme mesela bak kendine konuşuyorsun. Hepi topu iki dakikanı ayırıp arayacaksın bunu nasıl akıl edemiyorsun.
Neye üşeniyorsun? Bravo sen bu kadar malsın işte tabi hakaretlerle sıkıştırılır araya. Haklı valla o sevgilin çekip gittin ne yaptın seninle sen bu kafayla iyi gelmişsin bu yaşa kadar böyle ölmezsin bak… Füze at rahatla tamam bu kadar eleştirdiğinde ne geçti eline? Koca bir değersizlik hissi, kocaman bir yetersizlik, akılsızlık hissi arada sıkıştırılan hakaretlerde bonus.
Hiçbir şey değişmedi bu şekilde bırakılırsa zerrede bir şey değişmez zaten ne yaparsın prensip edineceğim üşenmeyeceğim böyle bir olayda iki dakika telefon kaldırıp öğreneceğim bitti. Kendi değerini düşürmedin ders çıkardın bu kadar.
Diğer yandan dış dünyadan gelen eleştiriler de aynı mantıkla yaklaşmalısın her eleştiriyi sırtlamak ve her eleştiriye kendine o yönde değiştirmek durumunda değilsin eğer yapıcıysa sana faydası olacaksa evet not al üstüne eğilmeye çalış düzeltmeye çalış eğer yoğun bir eleştiri ise.
Çok konuşuyorsun diye bir kişi söylerse tek kişinin düşüncesi derim ben. Ben öyle olduğunu düşünmüyorum derim ama üç ayrı arkadaşım. Çok konuşuyorsun derse tamam derim. Demek ki biraz dinlemem gerekiyormuş karşındakini.
Ama ben çok gevezeyim ya diye kendimi eleştirirsem insanlar beni dinlemekten sıkılıyor diye yorumlarsam işte o zaman kendi kendimi değersizleştirmeye başlarım ki böyle bir şey var gerçekten.
Yorum yazıyor çok konuşuyorsun diye yahu benim işim bu. Neyse eleştiri konusu eğer ilişkilerde söz konusu ise bura da dikkat etmeli. Çünkü ilişkideki değersizlik hissiyatını bu eleştiriler yaratır.
O yüzden her değersizlik duygusuna bu kadar gömülmek yerine gelen eleştirinin doğruluğunu ve geçerliliğini mantıktan geçirmelisin bu aynı zamanda ilişkin içinde bir rehber olacaktır.
Kıyaslama – Kıyaslatma
Değersizlik duygusunu sürükleyen bir diğer unsurda kıyaslama konusudur dostlar. Genelde aile tarafından çocukken başlar. Komşu çocuğunun usluluğu, karne durumu, sınav sonucu sonra ilişki dönemlerinde devam eder onun karısı, şunun kocası, bilmem kimin sevgilisi bu bazen yakınlarımızdan gelir bazen kendi kendimize yaparız dediğim gibi zaten farkındaysanız insan ne yapıyorsa kendine yapıyor.
Ayşe’nin maaşı, Hakan’ın arabası, Mehmet’in sevgilisi, Cansu’nun evi detaya inmeleri saymıyorum bile. Leyla’nın belli, Hamdi’nin göğüsleri, Hamdi’nin kasları, Fikret’in saçları onlar da var bende neden yok düşüncesini bir girilirse değersizliğin en dibi görünür canlar.
Ucu bucağı yoktur bu kıyas işinin ve işin en kötüsü hep daha iyilerle kıyaslar insan kendini yani ben şunu diyene çok az rastlıyorum aman şu durumda olmadığım için çok şanslıyım bunu söyleyenler çok az. İyi olanla bir kıyaslama, bakın bir kere başımdan şöyle bir şey geçti.
Bir arkadaşım araba aldı. Gittik bayiden arabayı teslim aldık beraber çok da güzel böyle içi yeni araba kokuyor falan çıktık bayiden yoldayız geliyoruz bir tane yanımızdan o arabanın üst versiyonu geçti arkadaşım söze girdi ya aslında makine dediği şu var ya hoca fena hız yapıyor.
Bakar mısın arabanın Trafiğe çıkışı iki saat olmamış gitmiş başkasının arabasıyla kıyas yapıyor insan doğası bu işte, diyeceğim şu ki dostlar kıyas ne olursa olsun insanın mutsuz eder, değersiz hissettirir.
Değersiz hissetmemek adına kıyaslamadan uzak durun bunu bir başkası sana yapıyorsa onu da kendinizden uzak tutun ilişkideysen, evliysen bunu eşin yapıyorsa o zaman da güzel bir üslupla altını çizdik bu kıyasın içine girmeyeceğinizi söyleyin. Bu güne kadar kıyas çukurundan çıkana rastlamadım ben. Siz de boşuna o çukurda debelenmeyin.
Kendinle Barış
Az önce kendini eleştirme ve kıyaslama kısmında biraz bahsettik çok fazla şeyi kafaya takarız kendimizde özellikle dış görünüşümüz de, sosyal çevremizde ve maddi gücümüz de zaten bu üç durumu iyi yönetemezsen inanılmaz bir değersizlik hissi yayılır. Çünkü hassas olan şeylerdir.
Boyum kısa, gözlerim çekik, dostum yok, param yok. Bunları oturup düşünürsen kıyaslarsan bunlardan dolayı kendini eksik hissedersen al sana nur topu gibi değersizlik hissi. Kimse dört dörtlük değil dostlar her kezin bir kusuru var. Bu arada dört dörtlük olmadığı gibi kimse kusurlardan da ibaret değildir.
Neysen osun o şekilde mutlu olduğun sürece varsın küsmemen lazım kendine, küsmemen lazım hayatın sana verdiklerine, olduğu gibi kabul etmen lazım bir şeyleri, olduğu gibi sevmen lazım kendini he bak şu değil ama bir şeyleri değiştirme geliştirme şansın varsa onu yap.
Ama kiloluyum ben ne yapayım deyip duble İskender eşliğinde haklısın kabullenmek lazım diyorsan o değil kastettiğim bırak o çatalı yerine. Benim kastettiğim durumu kabullenmen ve kendine yaşadığın hayata küsmemen, gelişmeye değiştirmeye imkan varsa onu yap biraz da bu durumdan da bahsedeceğim. Ama ben kimim diye oturur kendini dert edersen olmaz.
Boyun kısa diye kendini diğer insanlardan eksik hissedersen de olmaz kabulleneceksin kendine yüklenmeyeceksin, isyan etmeyeceksin kendinle barışmazsan değersizlik hissi yapışır sana ve kolay kolay bırakmaz.
Hedefler Belirle
Bu mutlaka hedefleri olmalı küçük küçük hedeflerden oluşan büyük hedefe doğru giden yolları olmalı insanın buna maddiyatı da katabilirsin buna kariyerini de fiziksel görüntüyü de hatta ayrıldığın sevgiliyi unutmaya kadar hedeflerin olabilir. Hedef belirlemeden olmaz hedefsiz kaldığın sürece umutsuz kalırsın umudunu kaybetmiş kişi solmaya başlamış çiçek gibidir.
Hedefin yoksa değerinde yoktur. Sadece dışarıdan değer görmek adına değil kendi kendine soktuğun ruhsal durum adına da önemlidir. Hedef olması sana iyi hissettirir özellikle küçük hedefler çünkü bunlara ulaştıkça insan bir gaza gelir, kendine güveni gelir.
A yapıyorum der, vay demek ki oluyormuş der, umutları yeşerir, kilo vermektir hedef ay sonuna kadar 5 kilo dersin verirsin motive olursun daha çok iştahlansın kilo vermek adına iştahlanırsın a 5 kilo verdim hemen duble iskender yiyeyim demezsin tabii ki.
Para biriktirme hedefi koyarsın küçük bir miktar biriktirirsin dersin ki fazlasını da yaparım ben bunu yaptığıma göre, mesela eski sevgiline takıntılısındır dakika başı stokluyorsundur bir Instagram bir whatsapp başın dönüyordur takip ederken hedef koyarsın dersin ki bugün hiç bakmayacağım sonra yapabildiğini görünce iki güne çıkartırsın bir haftaya çıkartırsın yapıyorum ya dersin onsuz da yaşıyorum dersin.
Hedef belirlemek özellikle küçük ve yapılabilen hedefler belirlemek sizi değersiz hissinden kurtarır dolaylı yoldan olur ama emin olun kurtarır. Çünkü kendinize güveniniz gelir umutlarınız yeşerir Umut her şeydir dostlar.
Kendini Motive Et
Ben bu konuyu çok dile getiririm çünkü en göz ardı ettiğimiz noktalardan biridir. Mesela patronu eleştiririz sevgilimizi, eşimizi eleştiririz bazen ailemizi eleştiririz hiç takdir etmiyorlar beni de deriz. Ben onun için ne emekler verdim o bir kere güzel bir karşılık vermedi deriz ben bu iş yeri için sabahlara kadar çalıştım bir kere teşekkür edilmedi deriz.
Peki bu kadar şikayet ederken bu durumdan neden kendi kendimizi hiç motive etmeyiz. Çok mu zor kendi kendimize süpersin ya sonunda başardın demek. Vallahi bravo bana güzel üstesinden geldim diye övünmek sayısız örnek çıkar bu maddeden çok güzelsin ya bugün bütün gözler üzerinde olacak demek, çok yakıştı bu renkler beni inanılmaz yakışıklı gösteriyor diye içinden geçirmek sınırsızca söyleyip sınırsızca motive edebilirsiniz kendinizi.
Bazen yaptıklarınızdan ötürü bazen yapacaklarınızdan ötürü. Ben bunu yaparım ya elimden ne kurtulmuş ki bu kurtulsun demek gibi ben neleri açmış kadınım bir ayrılık acısı mı yıkacak beni demek gibi.
Kendinizi motive edin dostlar kendini motive eden kendine güzel şeyler söyleyen insanların değersizlik hissi yanına yaklaşamaz şimdi bu örnekleri verince şu tepki veriliyor ya kendimizi öve öve narsistliğe doğru mu gidelim? Hayır tabii ki…
Benim övgü dediğim kendinle barışık olmanın devamlılığı, motive edip daha iyisini başarma adımları motive olma amacı size gayet iyi yol gösterecektir. Motive olup bakalım Instagram bu attığım fotoğrafla kaç kız düşüreceğim kafası yaşayan varsa zaten yanlış makale okuyordur derim.
Olumlu Bakış Açısı
Sevgili dostlar birçok saydığımız maddeyi kapsayacak bir madde ile sonlandıracağız. Olumlu bakış açısı ve olumsuz bakış açısı bir seçenek bu metristeki kırmızı hap mavi hap gibi. Hangisini seçersen onun getirdiği hayatı yaşarsınız. Eğer gidip olumsuz olanı seçersiniz olumsuzluklar sizi bulur. Zaten hayatta pek müsaittir buna birbirini doğurur.
Kötü başlayan gün kötü devam eder her türlü aksilik seni bulur olumsuz şekilde kalkarsan yataktan tüm olumsuzluklar ışık gibi gözüne çarpar ama şunu fark edemez insan bu bir seçimdir. Olumsuzluğun olduğu yerde değersizlik baş roldedir olumsuzluğun olduğu bir yerde birinin sana değer vermesi mümkün değildir.
Bunu seçiyorsan bunu yaşamak durumundasın ama olumluyu seçersen olumlu şeyler dolar etrafına çünkü onları görmeye başlarsın enerjidir çekersin falan ama daha önemlisi algıda seçicilik de bu yönde değişir.
Suratı asık insanları, oyuncak alınmadığı için ağlayan çocukları, trafikte kavga eden adamları görmeye başlarsın okuldan çıkmış müthiş bir enerji ile koşulan çocukları görürsün, bir kenarda kıkır kıkır gülüşen arkadaşlar dikkatini çeker, trafikte yol verip tebessüm eden biriyle karşılaşırsın, seni gördüğünde mutlu olacak bir arkadaşına rastlarsın olumlu bakmak olumlu düşünmek bardağın yarısı dolu demek değersizlik duygusunun en büyük düşmanıdır.
Olumlu bakıp olumluları hayatınıza çekin bu değersizlik duygusu ile baş etmenin en güzel yöntemidir. Sevgili dostlar yazının başında da yazdığım gibi bazen birinin davranışları etkin olur bu değersizlik hissi için bazen kendi kendimize yarattığımız durumlar esas önemli olan kendi kendimize yaptıklarımızdır çünkü eğer biz kendimizi değersiz görürsek başka birinin bize değer vermesini nasıl bekleriz.
Tam tersinden bakalım kendimize değer verirsek değerli olduğumuzu hissedersek ve hissettirirsek bizi kim değersiz görebilir. İşin sırrı kendimizi sevmekte kendimize değer vermekte kendinize değer verin ki başkası sizi değersizleştiremesin siz çok değerlisiniz ve en değerli şeyleri hak ediyorsunuz tekrar görüşene kadar kendinize göz kulak olun hoşça kalın.
Yorumlar (1)