1. Ana Sayfa
  2. Finans

Neden Herkes METAVERSE’e Yatırım Yapıyor?

Neden Herkes METAVERSE’e Yatırım Yapıyor?
+ - 0

2022’de neden herkes metaverse’e yatırım yapıyor? 2021 ve 2022’de cripto paralar ve metaverse çılgınlığı acayip şekil de artmış durumda lafı uzatmadan neden herkes metaverse’e yatırım yapıyor? Hemen açıklıyorum. 1973’te John F. Mitchell ve Martin Cooper ilk el cep telefonunu bizlere sundu. Motorola DynaTAC 8000X… Bir an için hayal edin. Telefonun ilk icat edilmesinden geçen bu zamana kadar tüm telefon formları kabloluydu, ve onu yanınızda taşıyamıyordunuz. Bu gerçekten, o zamanlar için büyük bir devrimdi.

Bildiğimiz telefonlar, kablolara bağlı olmadan çalışamazlardı. Grahan Bell icat ettiğinde, telefon bizler için adeta sihir gibi bir şeydi. Düşünsenize, kablolar ve ucundaki plastik yardımıyla, başka bir şehirden biriyle konuşabiliyordunuz, bu nasıl mümkün olabilirdi? Ancak Motorola, sadece bir başlangıçtı çünkü gelmek üzere olan şey, o zamanın en parlak beyinleri tarafından bile hayal edilemezdi.

Mobil devrim yeni başlamıştı. 1989 yılında, Nokia ilk cep telefonunu tanıttı. Ve bu cihaz, neredeyse 1 kg ağırlığındaydı. Tam olarak 800 gramdı. IBM gibi büyük oyuncular, bu sektörde gelecek gördükleri için, hızlıca oyuna dahil oldular.

Öncelikle internetin icadı ile, telefonların geleceğinin parlak olduğu anlaşılmıştı. O dönemlerde bilgisayarlar, ekranlara sahip çirkin kutulara benziyorlardı ve devasa boyutları vardı. Sanırım Z kuşağı, yaşadıklarımızı asla anlamayacak.

1999 yılında Blackberry, e posta destekleyen bir telefon çıkarttı ve sektörü tamamıyla değiştirdi. Artık internet telefonlarımıza girmişti. Düşünsenize, kablolu cihazlardan, kablosuz ve internete bağlı cihazlara uzanan bir yol

Cep telefonlarınız ile, bugün yapabildiklerinizle kıyasladığınızda, bunun kulağa çok aptalca geldiğinin farkındayız. Fakat şunu hayal edin, cebinize kolaylıkla sığabilecek minik ve 20 yıl önceki dev bilgisayarlardan kat be kat güçlü cihazlara bir anda geçilmedi.

İşte soru budur.. Bu eski makinelerden, bu son teknoloji ürünlere nasıl geçtik ?

Geriye dönüp baktığınızda kulağa kolay geliyor ama o zamanlar geleceği tahmin etmek çok zordu.

John 2000’lerde Steve Jobs’a dokunmatik ekran fikrini sunduğumda. Kıdemli Apple mühendislerinden bazıları, bu teknolojiden şüphe etti ve Apple’ın bu teknolojiyi hayata geçirmesi, 4 yılını aldı.

Bu yüzden Apple telefon işine girdiğinde. Blackberry veya Nokia gibi rakipleri, Apple’ın sahip olduğu teknolojiye sahip olmadıkları için, Apple ile hemen rekabet edemediler.

Pratik ve darbelere dayanıklı, kolay kırılmayan ve güçlü bir dokunmatik ekran geliştirmeleri, yıllarını aldı.

Ama son 20 yılda bambaşka şeyler oldu. Dünyanın en büyük şirketlerinin bile planlamadığı şeyler. Son birkaç yılda, tüm insanlık tarihinden bu zamana kadar toplanan verilerden, daha çok veri toplanmıştır.

İnternet üzerindeki her gezinişler, mutlaka bir yerlerde saklanır. Bu yazıyı yazmak için araştırma yaparken, Yahoo ve Hotmail uzantılı eski e posta adreslerimi kontrol etmek istedim. Sonuç şaşırtıcıydı, onlar hala aktifti, sadece ona erişimim yoktu.

Biraz daha derine indim ve, farklı web siteleri ya da sosyal medyalar olmak üzere, onlarca farklı hesabım olduğumu fark ettim. Sanki kendimin sanal bir versiyonu var gibiydi.

Sanırım, son 20 yıldır var olan bu internet sayesinde, yeni ve sanal bir kimlik oluşturmuştum. Tabi ki sadece ben değil. Sizler de öyle, hepimiz oluşturduk.

Aslında son 10-15 yılda doğanlar, akıllı telefonlarla büyüdükleri için zaten doğuştan bir sanal kimliğe sahipler.

Bu yüzden, sanal gerçeklik, uçuk bir bilimkurgu fikri değil, son 20 yıldır zaten içinde bulunduğumuz bir dünyadır.

Metaverse veya yapay gerçeklik gibi sözcükler dilimizden döküldüğünde, kulağa çok fütüristik gelse de, yaşamımız boyunca deneyimlediğimiz şeylerdir.

Gerçek şu ki; devrim, başından beri gerçekleşiyor, yaptığınız şeylerin ne kadarını gerçek hayatta, ne kadarını, sanal dünyada gerçekleştirdiğinizi bir düşünün.

İlk başta olağan dışı bir şey fark etmeyebilirsiniz, ama bir insan, haftada ortalama 59 saatini, internet kullanarak geçiriyor. Haftada 59 saat, günde 8,5 saat anlamına gelmektedir. Zamanımızın 3 te birinden fazlası sanal dünyada geçiyor.

Bunun farkında olmayabilirsiniz, çünkü bu sanal gerçeklik, ekranlar aracılığıyla gerçekleşiyor. İnternette yani sanal dünyada, olmayı istediğiniz kişi olabilirsiniz. Kendinizi Instagram hesabınızda, başarılı bir girişimci, doktor ve ya zengin bir işadamı gibi gösterebilirsiniz.

Fakat kendinize sorun, instagram profilindeki kişiye gerçekten benziyor musunuz? Muhtemelen benzemiyorsunuzdur. Zoom ya da Skype görüşmelerinizi düşünün, yataktan bile kalkmadan, diğer insanlarla sohbet edebildiğiniz müthiş bir sanal dünya deneyimi değil mi?

Bu sanal dünya üzerinde, etkileşimde bulunduğumuz, eğlendiğimiz, buluştuğumuz, öğrendiğimiz hatta çalıştığımız bir noktaya geldik.! 2020 yılında Travis Scot, 12 milyon kişinin katıldığı ilk sanal konserini gerçekleştirdi.

Bu rakamlar gerçek dışı gibi görünebilir, çünkü 12 milyon insanı tek bir yerde toplamak, fiziksel olarak nerdeyse imkansızdır. New York gibi koca bir şehri düşünün.

İnsanlar, Travis Scot’un performansını izlerken, erken, uçabilir, savaşabilir, gezegen bile değiştirilebilir. Bir dönem, youtube’da bu konserin videoları çok popüler olmuştu.

Travis bu konserden 20 milyon dolar kazandı, bu rakam fena değildi. Fakat bunu deneyimleyen tek kişi o değildi. Ariana Grande ilk sanal konserini Ağustos ayında verdi ve ardından Justin Bieber da konser verdi.

Fortnite oyunu, kendi başına bir metaverse’dir. Tek sorun şu anda metaverse’yi ekranlar aracılığıyla yaşıyoruz. Ama metaverse’i 3Boyutlu olarak deneyimlemek üzereyiz.

Oculus, PlayStation VR, Vivi, Microsoft HoloLens zaten var. Onları denemediyseniz, ne kadar harika olduklarını anlayamazsınız. Oculus’ta oyun oynamak tamamen farklı bir deneyim. Vr gözlüğü ağır, büyük ve rahatsız edici, ve bununla, yapabileceğiniz şeylerin sınırı var.

Ama eskiden cep telefonları da tam olarak böyle değil miydi? İlk telefonu hatırlıyor musunuz? Bu ilk telefondan akıllı telefonlara geçmemiz, nerdeyse 25 yıl aldı.

Bu yüzden, ağır olmayan, rahat VR setlere ihtiyacımız var, ve buna sahip olmamız an meselesi. Altyapımız hazır olduğu için, çok daha kısa bir sürede geliştirilebilir gibi görünmektedir.

Bir an için VR teknolojilerin, akıllı telefonlar kadar rahat olduğunda neler başarabileceğimizi bir düşünün.

Ancak bir soru daha var; kimin metaverse’ini kullanacağız?

Herkes kendi metaverse’ini inşa ediyor gibi görünüyor. Facebook adını Meta olarak değiştirdi, kendi metaverse sürümünü oluşturmaya çalışıyor.

Microsoft, Fortnite, Nvidia, hepsi metaverse sürümlerini oluşturuyor. Peki, hangisini kullanacağız?

İnternetin yeni keşfedildiği dönemler, bugün ki gibi değildi, o dönemlerde, Google yoktu ve bir siteye bağlanmanın tek yolu, o sitenin adını birisinden öğrenmekti, Google’dan arama yapamazdınız.

Ancak bugün İnternet, Google’da arama yapabileceğimiz, uygulamaları indirebileceğimiz ve sosyal medya aracılığıyla etkileşim kurabileceğimiz bir noktaya geldi.

Aynı durum Metaverse için de geçerlidir. Sanal para birimi olarak kriptoya, sanal sahiplik olarak NFT’lere ve her şeyi merkeziyetten uzaklaştırmak içinse, blokchain teknolojisine sahibiz.

İnsanlar özellikle, sanal para birimleri söz konusu olduğunda, bu sanal dünyaya şüpheyle yaklaşabilirler. Sonuç olarak, her şey, talebine göre değer kazanır. ABD dolarını düşündüğünüzde, desteklediği bir şey yok, sadece, ona bir değer atfediyoruz.

Geçmişte para birimleri, altın veya bir emtia ile desteklenmek zorundaydı, ancak bu 1971’den beri değişti. Eğer insanlar toplu olarak, bu kağıdın bu kadar değerli olduğuna inanırlarsa, o kadar değerli olacaktır.

Devletlerin, bu para birimlerini tanıyacağına inanıyoruz, Bitcoin gibi para birimleri söz konusu olduğunda, inandığımız şey, herkesin takip edebileceği ve merkezi bir otoriteye bağlı olmayan bir sistem olmasıdır, ve ilgimiz bundan kaynaklanmaktadır.

Başka bir deyişle, üzerinde sayılar ve resimler olan bir kağıt parçası bile olsa, hepimiz toplu olarak karar verirsek, her şeye değer katabiliriz.

Söylediklerimin çoğu kulağa biraz fazla fantastik gelebilir, farkındayım ama bu konuda sanal fenomenlerimiz bile var.

Bakın bu Miquela, instagram da 3.1 milyon takipçisi var. Farklı içerikler oluşturuyor, sponsorlu ürünlerin tanıtımını yapıyor. Tek fark gerçek hayatta, böyle birinin var olmaması

İnsanlar fotoğraflarını beğeniyor ve yorum yapıyor bu da bize gösteriyor ki, insanlar, gerçekte var olup olmadığını pek umursamıyor

Aslında, Apple’ın bir sonraki büyük buluşunun, bir VR kulaklığı olacağına inanıyorum. Son birkaç yıldır Apple, böyle bir teknoloji üzerinde çalıştıklarını kanıtlayan birden fazla patentte başarısız oldu.

Akıllı telefonlar ve akıllı saatler ile yapabileceklerini VR kulaklıklarla yapabilirlerse, tüm endüstride devrim yaratacaklar.

Yorum Yap