Finansal özgürlük hakkında bazı bilgiler vereceğim, bence okuduğunuza değecek. Zamanın yarısında yanılsanız bile servet oluşturabilirsiniz. Brad Pitt’in bu konuda harika bir tespiti var. 30 yıldır bu işle uğraşıyorum bence bu işin basit matematiği bazı projelerin sonuç vermesi bazılarının ise vermemesi ikisini de zorlamak için bir sebep yok bir sonrakine geçersiniz olur biter. Dev boyutlu, karlı, ünlü veya etkili olan her şey bir kuyruk olayının sonucudur, yani binde bir hatta milyonda bir meydana gelen bir hadise… Halka açık şirket hisselerinin çoğu işe yaramaz küçük bir kısmı iyi iş yapar ve içlerinden bir avuç şirketin hissesi piyasa getirilerinin çoğunluğunu oluşturan olağanüstü kazananlar haline gelir.
Birkaç şirket piyasa getirisinin büyük bölümünü sağlamakla kalmıyor aynı zamanda bu birkaç şirkette daha da fazla kuyruk hadisesi gerçekleşiyor. Çoğu sonucu, az sayıda birkaç şeyin oluşturup belirlediği fikri yalnızca yatırım portföyünüzdeki şirketler için geçerli değildir.
Aynı zamanda yatırımcı olarak kendi davranışınızın da önemli bir parçasıdır. Napolyon askeri dehayı, etrafındaki herkes aklını kaybederken ortalama şeyler yapabilen kişi olarak tanımlamış. Yatırımda da böyledir. Çoğu finansal tavsiye bugünle ilgilidir.
Şu anda ne yapmalısınız ve bugün hangi hisseler alım için iyi görünüyor? Etrafındaki herkes çıldırdığında ortalama şeyler yapabilen erkek ya da kadın ifadesi yatırım dehasının iyi bir tanımıdır. Her şeyi kuyruklar yönlendirir. Peter Lynch zamanımızın en iyi yatırımcılarından birisidir ve şöyle der: bir işte harikaysanız on defasından altısında haklı çıkarsınız.
Charlie Munger ise Berkshire’ın en iyi yatırımlarından sadece birkaçını çıkarırsanız, uzun vadeli performans sicilinin oldukça ortalama olduğunu ifade eder. Bir rol modelin başarılarına özel önem verdiğimiz zaman, kazanımlarının, eylemlerinin küçük bir yüzdesinden geldiğini gözden kaçırırız.
Bu durum kendi yaşadığımız başarısızlıklar, kayıplar ve aksilikler karşısında yanlış bir şey yapıyormuşuz gibi hissetmemize yol açar. Ancak nasıl ki ustalar sıklıkla yanılıyorsa biz de yanılabiliriz ya da çok doğru düşünmemiş olabiliriz. Onlar sizden daha çok doğru düşünmüş ve daha çok haklı çıkmış olabilir, fakat onlar da sizin kadar sık yanılabilirler.
George Soros önemli olan haklı veya haksız olmanız değil haklı olduğunuzda ne kadar para kazandığınız ve haksız olduğunuzda ne kadar kaybettiğinizdir der. Zamanın yarısında yanılabilir ama yine de bir servet kazanabilirsiniz. Hataya yer bırakma bilgeliği, belirsizliğin, rastlantısallığın ve şansın, yani “bilinmeyenlerin” her zaman hayatın bir parçası olduğunu kabul etmektir.
İnsanlar, paranın dahil olduğu hemen her şeyi yaparken, hataya yer verme gereğini hafife alıyorlar. Hata payı, bir dizi olası sonuca dayanmanızı sağlar. Örneğin stratejisinin bir kısmında nakit tutup, diğer kısmında hisse senetlerinde karşısına çıkabilecek zorluklara dayanmasını sağlayabilecek kadar hata payı bırakan kişi, yanıldığında sıfırı tüketen, oyun bitti durumunda kalan kişi karşısında daha avantajlıdır.
Gelecekteki getirilerinizi tahmin ederken hataya yer bırakın ve beklentilerinizi düşük tutun. Charli Munger’ın dediği gibi “Mutluluğa ulaşmanın en iyi yolu, hedefi düşük tutmaktır.” Her şeyin bir fiyatı vardır, fakat bütün fiyatlar etiketlerde yazılı değildir. Hisse senedi yatırımlarınızı uzun vadeli tutun derler.
Bu, iyi bir tavsiye. Fakat hisse senetleri çökerken uzun vadeli bir bakış açısını korumanın ne kadar zor olduğunu biliyor musunuz? Değen ve değerli olan her şey gibi, başarılı yatırım da bir bedel gerektirir. Yatırımdaki bu bedel de korku, şüphe, oynaklık, belirsizlik ve pişmanlıktır. Yatırımın bir bedeli olduğunu görememek aklımızın çelinmesine böylece de hiçbir karşılık ödemeden bir şeyler elde etmeye kalkışmamıza neden olabilir.
Piyasa bedel ister. İşin püf noktası, kendinizi piyasanın ödenen bu ücrete değdiğine ikna etmektir. Oynaklık ve belirsizlikle başa çıkmanın tek yolu budur; sadece dayanmak veya katlanmak değil, bunun ödemeye değer bir giriş ücreti olduğunun farkına varmak gerekir.
Kötümserlik, iyimserlikten daha yaygındır. Ayrıca kulağa daha akıllıca gelir. Zihinsel çekiciliği vardır ve genellikle de riske karşı kayıtsızlık olarak görülen iyimserlikten daha çok ilgi çeker. Gerçek iyimserler, her şeyin harika olacağına inanmazlar. Bu, halinden memnun olma durumudur, gönül rahatlığıdır. İyimserlik, yol boyunca aksilikler çıksa bile, iyi sonuç olasılığının zaman içinde lehinize olacağına inanmaktır.
İyimserliğin temeli, basit bir fikre, çoğu insanın sabah uyandığında sorun yaratmak yerine, her şeyi biraz daha iyi ve verimli kılmaya çalışmasına dayanır. Karmaşık değildir, garanti değildir. Çoğu insan için çoğu zaman en makul seçim budur. Kötümserlik, insanlara iyimserlikten daha akıllıca ve daha olası gelir.
Finansal kötümserliğin iyimserliğe göre daha kolay, daha yaygın ve daha ikna edici olmasının birkaç nedeni vardır. Birincisi PARA her yerdedir. Bu nedenle kötü bir olay genelde herkesi etkiler ve herkesin dikkatini çeker. Siz ilgilenseniz de ilgilenmeseniz de hayatınızı etkileyecek iki konu vardır: para ve sağlık.
Sağlık konuları bireysel olma eğilimindeyken, para meseleleri daha sistematiktir. İkincisi, kötümserler mevcut trendleri geleceğe yansıtarak tahmin yürütürken, piyasaların nasıl uyum sağladığını çoğu zaman hesaba katmazlar. Ekonomide sarsılmaz bir yasa vardır: Aşırı derecede iyi ve aşırı derecede kötü koşullar nadiren uzun süre aynı kalır; çünkü arz ve talep, öngörülmesi zor bazı şekillerde uyum sağlar.
Üçüncüsü ilerleme fark edilemeyecek kadar yavaş; aksilikler ise görmezden gelinemeyecek kadar hızlı gerçekleşir. Kötümserlik beklentileri azaltır; olası sonuçlar ile kendinizi harika hissedeceğiniz sonuçlar arasındaki mesafeyi daraltır. Belki de bu yüzden baştan çıkarıcıdır. Bir şeyin kötü olmasını beklemek, öyle olmadığında hoş bir sürpriz yaşamanın en iyi yoludur.
Bir şeyin gerçek olma olasılığını ne kadar çok isterseniz, o şeyin gerçek olma olasılığını abartan bir hikayeye inanma olasılığınız o denli artar. “Paranız yoksa ve çocuğunuz hastaysa her şeye inanırsınız. ”O kadar çok finansal görüş vardır ki bir stratejiyi veya tarafı seçtiğinizde bunlara hem finansal hem de zihinsel olarak yatırım yapmış olursunuz.
Belli bir hisse senedinin 10 kat yükselmesini istiyorsanız artık o takımdasınızdır. Belli bir ekonomi politikasının hiper enflasyonu tetikleyeceğini düşünüyorsanız artık o taraftasınızdır. Finansta hata payı bırakmaktan daha büyük bir güç yoktur ve riskler ne kadar yüksekse hata payı o kadar geniş olmalıdır.
Çoğu sonucu, öngörülemeyen olayların kontrol ettiği bir dünyada, tahminler öngörülebilirlik yanılsaması verebilir ve büyük olaylar birdenbire ortaya çıktığı için de yarardan çok zarar getirebilir. Carl Richards şöyle der: “Risk her şeyi düşündüğünüzü sandığınızda geriye kalanlardır. ” Servet oluşturmanın gelirinizle veya yatırım getirilerinizle çok ilgisi yoktur; buna karşılık tasarruf oranınızla yakından ilgisi vardır.
Ben demiyorum, yazar Morgen Housel diyor bana kızmayın hemen :) Servet esasen, elinize geçeni harcadıktan sonra biriken artıklardır. Servetin değeri görecelidir, yani neye ihtiyacınız olduğuna bağlıdır. Belli bir gelir düzeyini geçtikten sonra ihtiyaç duyduğunuz şey, sadece ego tatminidir. İnsanların tasarruf etme yeteneği, sandıklarından çok daha fazla kendi kontrollerindedir.
Para finanstan çok psikolojiye dayanır. Ayrıca birikim yapmak için belli bir nedeninizin olması gerekmez: Bazı insanlar bir evin veya yeni bir arabanın peşinatını ödemek ya da emeklilik döneminde kullanmak üzere belli bir fon oluşturmak için para biriktirir. Bu elbette harika. Ama bir de şu açıdan bakın! Dünya hayatı öngörülebilir değildir.
Bu nedenle tasarruf, hayatın kaçınılmaz bir yeteneğine, sizi olabilecek en kötü anda, korkunç bir sürprizle karşı karşıya bırakma kabiliyetine karşı hedge yapmak, yani kendinizi korumaya almaktır. Günümüz toplumunun eleştirilecek unsurlarından biri, YETERLİ sözcüğünün aramızdaki en zengin ve en güçlü kişilerin çoğu dahil olmak üzere bizler için ifade ettiği anlamın tam olarak kavranmaması. Bazı şeylerde sınır yok gibi görünür.
Bu son derece zekice ve muazzam güçlü bir ifade. YETERLİ.. Gerçek hayatta bunun bariz örneğini görürsünüz. Bazı zenginlerin milyon dolarları olmasına rağmen hep daha fazlasını ister ve YETER duyguları olmayanlar bu zenginliklerini kaybederler Yeterince zengin olmalarına rağmen Warren BUffett’in ifadesiyle “Sahip olmadıkları ve ihtiyaçları olmayan parayı kazanmak için, sahip oldukları ve ihtiyaç duydukları şeyleri riske attılar.
Bu aptallık. Sizin için önemli olan bir şeyi önemli olmayan bir şey için riske atmak anlamsız.” En zor finansal beceri, hedefi yerinden oynatmamaktır. Daha fazlasına, daha çok paraya, daha çok güce, daha çok prestije sahip olmanın verdiği haz, eğer hırsı, tatmin duygusundan daha hızlı artarsa tehlikeli olmaya başlar. Modern kapitalizm iki şeyde uzmandır: servet üretmek ve kıskançlık yaratmak.
Fakat YETER duygusu olmazsa, hayatın hiçbir eğlencesi kalmaz. Dedikleri gibi mutluluk, aslında sadece sonuç, eksi beklentidir. Yani elde ettiğiniz sonuç beklentinizin üzerindeyse mutlu olmanız muhtemeldir. İyi bir hastanede iyi bir maaş alan doktor kendini yılda milyon dolar kazanan bir futbolcu ile kıyaslayabilir. Milyon dolarlık futbolcu kendini Acun Ilıcalı ile kıyaslayabilir.
Acun Ilıcalı kendini Ali Koç’la; Ali KOÇ 2018 yılında kişisel serveti 3,5 milyar dolar artan Warren Buffett gibi insanlarla karşılaştırmaya gidebilir. Warren Buffet, kendisini 2018 yılında net değeri 24 milyar dolar yükselmiş olan JeffBezos ile kıyaslayabilir…Bütün mesele, sosyal kıyaslamada tavan noktasının gerçekte hiç kimsenin erişemeyeceği kadar yüksek olmasıdır.
Yani hiçbir zaman kazanılamayacak bir savaştır. Kazanmanın en iyi yolu elinizdekilerle yetinip böyle bir savaşa hiç girmemek ve YETER diyebilmektir. SERVET SİZİN GÖRMEDİKLERİNİZDİR. İnsanlara ne kadar çok paranız olduğunu göstermek için para harcamak, paranızı azaltmanın en hızlı yoludur. Zenginliği gördüklerimizle yargılama eğilimindeyiz, çünkü önümüzdeki bilgi bu. İnsanların banka hesaplarını veya aracı kurumlardaki hesaplarını göremeyiz.
Bu yüzden de finansal başarıyı ölçerken dış görünüşe göre değerlendiririz. Arabalar, evler, instagram fotoğrafları. Modern kapitalizm, sevilip yüceltilen bir sektörde/endüstride insanların “mış gibi yapmasına” yardımcı oluyor. Ama gerçek şu ki servet sizin görmediklerinizdir. Servet satın alınmamış güzel arabalardır. Satın alınmamış elmaslardır. Takılmamış saatler, giyilmemiş kıyafetlerdir.
Servet henüz, gördüğünüz şeylere dönüştürülmemiş olan finansal varlıklardır. Yatırımcı Bill Mann şöyle der: “Zengin hissetmenin en iyi yolu, gerçekten güzel şeylere çok para harcamaktır. Ama zengin olmanın yolu, olan paranızı harcamak, olmayanı harcamamaktır. Gerçekten bu kadar basit.” Dünya hem alçakgönüllü görünüp de varlıklı olan, hem de iflasın kıyısında yaşadığı halde zengin görünen insanlarla dolu.
Başkalarının başarısını değerlendirirken ve kendi hedeflerinizi belirlerken bunun akılda tutulmasında fayda var. Sizden farklı bir oyun oynamakta olan insanlardan finansal ipuçları almaktan sakının. Yatırımcıların amaçları ve zaman ufukları farklı olduğunda kiher varlık sınıfında böyledir birine saçma görünen fiyatlar, bir başkasına mantıklı gelebilir; çünkü bu yatırımcıların dikkate aldığı faktörler farklıdır.
Para konusunda son derece önemli birkaç şeyden biri, kendi zaman ufkunuzu iyi bilmek ve sizden farklı oyunlar oynamakta olan insanların eylem ve davranışlarından etkilenip ikna olmamaktır. Ben sizin paranızla ne yapacağınızı söyleyemem, çünkü sizi tanımıyorum. Ne istediğinizi bilmiyorum. Ne zaman istediğinizi bilmiyorum.
Niçin istediğinizi bilmiyorum. Ancak para konusunda bazı finansal gerçekler vardır ve insanlar bu gerçekleri kendi finansal durumlarına nasıl uygulamak istediklerine dair farklı sonuçlara varsalar bile, o evrensel gerçekler değişmez. TOPARLAMAK GEREKİRSE *Yatırımcı olarak daha iyisini başarmak istiyorsanız, yapabileceğiniz en güçlü şey zaman ufkunuzu genişletmektir.
Zaman yatırım işindeki en kuvvetli güçtür. *Paranızı geceleri iyi uyumanızı sağlayacak şekilde yönetin. Finansta da tıpta da uyulması gereken bazı temel ilkeler olduğu doğrudur; ancak önemli finansal kararlar hesap tablolarına veya derskitaplarına bakarak alınmaz. Sofrada alınır. Genellikle de amaç, getirileri en üst düzeye çıkarmak değil, bir eşi veya çocuğu hayat kırıklığına uğratma olasılığını en azaindirmektir.
Charlie Munger : “Zengin olmak gibi bir niyetim yoktu. Sadece bağımsız olmak istedim.”der. Bağımsızlık; işi bırakıp çalışmamak değil. Sevdiğiniz işi, sevdiğiniz kişilerle, istediğiniz zamanlardave istediğiniz sürece yapmaktır. Hiç kimsenin ağız kokusunu çekmeden zamanınızı istediğiniz gibiyönetebileceğiniz ve YETERLİ sözcüğünün idrakine vardığınız zenginliğe erişmeniz dileğiyle…
Yorumlar (2)